GİRİŞ

Bilgisayarların tüm dünyada son 40 senede yaygınlaşarak insanlar için vazgeçilmez bir hal alması ve yazılımların modern dünyanın yapıtaşı haline gelmesi ile birlikte siber suçlar ve bu kapsamdaki hukuka aykırı eylemlerde de büyük bir artış gözlemlenmiştir. Bu hukuka aykırı eylemlerin en yaygını ve tabana yayılmış olanı ise yazılımların hukuka aykırı yollarla lisanssız olarak kullanılmasıdır. Yazılım firmaları her geçen sene lisanssız yazılımla mücadele için daha fazla kaynak ayırsa ve devletler ulusal ve uluslararası düzeyde ciddi yaptırımlar içeren kanunları yürürlüğe koysalar da lisanssız yazılım kullanımı yaygın olarak devam eden bir hukuka aykırı fiil olmaya devam etmektedir. Yazılımların lisanssız kullanımı ve dağıtımı günümüzde yazılımların sahip oldukları güvenlik mekanizmalarının çeşitli bilgisayar korsanı gruplar tarafından hukuka aykırı olarak ortadan kaldırılması ve güvenlik mekanizmaları ortadan kaldırılan veya bypass edilen (cracklenen) yazılımın p2p ağlarda ve internette yayınlanması, ardından da son kullanıcıların bu lisanssız olarak çoğaltılan yazılım kopyalarını bilgisayarlarına indirmeleri, bunları depolamaları ve kullanmaları ile gerçekleşmektedir.

Temel olarak bir bilgisayar yazılımı “satın alındığında” asıl olarak satın alınan hak; yazılıma ait tam mülkiyet hakkı değil, sınırlı bir lisans hakkıdır. İşbu lisans hakkı son kullanıcıya o yazılımı belirli bir süre ve belirli bir kopya sayısında ve belirli durumlarda da belirli bir ülke veya bölge içerisinde kullanım hakkı tanıyan sınırlı bir haktır. Bu hak uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça yazılımın son kullanıcı tarafından çoğaltılması ve dağıtımı sınırlandırılmıştır.

TÜRK HUKUKUNDA BİLGİSAYAR YAZILIMLARININ YERİ

Bilgisayar yazılımları, Türk kanunları uyarınca 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“Kanun”) kapsamında eser olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda bilgisayar yazılımlarının geliştiricileri de Kanun kapsamında belirtilen haklara sahip olup, bu haklardan bazıları da md. 22’de belirtilen çoğaltma hakkı ve md. 23’te belirtilen yayma hakkıdır.

Bilgisayar yazılımlarının lisanssız kullanımı halinde ihlalci taraflar, eser sahibinin Kanun’dan kaynaklanan md.22’de belirtilen çoğaltma hakkını ihlal etmektedirler. Bu durumun da Türk hukukunda hem hukuk mahkemeleri hem ceza mahkemeleri nezdinde ayrı sonuçları ortaya çıkmaktadır.

Hukuk mahkemeleri nezdindeki sonuçlar incelendiğinde Kanun’un 68. maddesinde mali haklara karşı gerçekleşen tecavüzlerin sonuçları düzenlenmiş olup, bu madde uyarınca lisanssız yazılım kullanımı yoluyla eser sahibinin Kanun’dan kaynaklanan haklarına gerçekleştirilen tecavüzler halinde eser sahibinin lisanssız olarak kullanılan yazılımın piyasa rayiç bedelinin üç katı tutarında tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu tazminat tutarı kullanılan lisanssız yazılımın adeti ile de artmaktadır zira her bir lisanssız yazılım ayrı bir tecavüz teşkil edecektir. Kanunda bu tutar her ne kadar “üç kata kadar” olarak belirtilmişse de genel uygulamada mahkemeler taleple sınırlı olmak kaydıyla bu tazminat tutarını üç kat üzerinden hesaplamakta ve bu yönde hüküm tesis etmektedir.

Lisanssız yazılım kullanımı Kanun kapsamında suç olarak da düzenlenmiş olmakla birlikte md.71/1 uyarınca bir bilgisayar yazılımını hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişiler hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunacağı düzenlenmektedir.

Hak sahipleri bu haklarını kullanmadan önce hukuk mahkemeleri ve cumhuriyet savcılığı kanalı ile delillerin tespit edilmesini sağlayarak ardından yukarıda yer alan haklarını kullanabilirler.

Hukuk kanalı ile lisanssız yazılımların tespit edilmesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400. maddesi ve devamında yer alan delil tespiti kurumu ile gerçekleşecektir. Hak sahibine ait yazılımların lisanssız olarak kullanılması yoluyla Kanun kapsamında tecavüzün ispatlanması için açılacak delil tespiti talebinde yetkili mahkemeler; fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinin bulunduğu İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri; bu mahkemelerin bulunmadığı illerde ise asliye hukuk mahkemeleri (fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla) ve sulh hukuk mahkemeleridir.

Cumhuriyet savcılığı kanalı ile ise; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 127. ve devam eden maddeleri uyarınca lisanssız yazılım kullanılan adreslerde arama işlemi gerçekleştirilerek kollukça suç delillerinin imajının alınması ve gerekli hallerde el konulması yoluyla suç delilleri elde edilebilecektir.

İŞYERLERİNDE BULUNAN KİŞİSEL BİLGİSAYARLARDAKİ LİSANSSIZ YAZILIMLARDAN ŞİRKETLERİN SORUMLULUĞU

Uygulamada sık karşılaşılan bir yanlış düşünce de şirketler içerisinde yer alan çalışanların “kişisel-şahsi bilgisayarlarının” şirket yönünden bir yükümlülük teşkil etmeyeceği düşüncesidir. Hatta uygulamada sık olarak bu savunma ile hukuki ve cezai sorumluluktan kaçınılmaya çalışılması da alışageldik ancak ihlalci tarafa fayda sağlamayan bir uygulama halinde gelmiştir.

Bu konuda özellikle fikri ve sınai haklar hukuk ve ceza mahkemelerince verilen emsal kararlarda da görüldüğü üzere herhangi bir ticari işletme içerisinde yer alan bir bilgisayarda yüklenmiş bulunan lisanssız yazılımdan o işyerinde mukim işletme ve dolayısı ile şirket yetkilileri bilgisayar sahibi gibi doğrudan sorumlu tutulmaktadır. Emsal kararlarda hem şirketlerin de bu yazılımdan sağladığı menfaate, hem de işyerlerinin çalışanlarını ve işyerlerini denetim yükümlülüğünün bulunduğu bu sebeple şirkete çalışan ve/veya şirketle düzenli olarak ticari ilişki yürüten kişiler tarafından getirilen bilgisayarların da denetlenmesi gerektiği görüşünden yola çıkarak çalışanlara ve/veya şirketle düzenli olarak ticari ilişki yürüten kişilere ait olsa dahi işletme içerisinde tespit edilen bilgisayar ve veri depolama sistemlerinde lisanssız yazılım tespit edilmesi halinde; şirket yetkililerinin de Kanun’un 68 ve 71/1. maddeleri uyarınca hukuki ve cezai sorumlulukları bulunduğu yönünde hüküm kurulmuştur.

Zira bu emsal kararlar uygulamada çoğu şirketin lisanssız yazılım kullanımlarını şahsi bilgisayar savunması arkasına gizleyerek hukukun çevresinden dolaşılmasının da önüne geçen önemli kararlar olup, Türkiye’de lisanssız yazılım kullanımının engellenmesi hususunda önem teşkil etmektedir.

MEVCUT LİSANSIN BULUNMASI VE EK BİR LİSANSSIZ YAZILIM HALİNDE SORUMLULUK

Uygulamada görülen bir diğer durum da lisanssız yazılım kullandığı veya bulundurduğu tespit edilen kişi veya kurumların mevcut bir lisansının bulunması halidir. Bu durum da üç şekilde ortaya çıkabilmektedir.

– Şirketin Türkiye’de satın alınan lisans/lisanslarının bulunmasına rağmen bunlara ek başkaca lisanssız yazılımlar kullanılması, mevcut lisanslarının kırılarak üst model/versiyonlarının kurulması, ek paketlerinin lisanssız kullanılması veyahut lisansı bulunmasına rağmen herhangi bir sebeple bu lisanslarını kullanmayarak tamamen lisanssız yazılım kullanması,

– Şirketin yurtdışından satın alınmış bir lisansı olmakla birlikte yazılımın son kullanıcı lisans sözleşmesi ile yazılımın kullanımı için ülke sınırlaması getirilmiş olması. Bu durum genelde çok uluslu şirketlerde görülmekte olup, çoğu yazılım lisansı son kullanıcılara sadece satın alınan ülkede kullanım imkânı tanımaktadır;

– Yazılımın öğrenci lisansının stajyer/çalışan tarafından şirket içerisinde veya ticari amaçla kullanılması;

Yukarıda görülen bu üç durumda da gerçekleşen fiiller FSEK kapsamında hak sahibinin eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmektedir. Zira bu hallerde de lisanssız yazılım kullanan şahısların lisanssız yazılım kullanılması sebebiyle hem hukuki hem cezai sorumluluğu doğacaktır.

SONUÇ

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de lisanssız yazılım kullanımı hem hukuki hem de cezai anlamda hukuka aykırı bir fiil teşkil etmekte olup, Türk kanunlarında da gerekli düzenlemeler lisanssız yazılım kullanımının önüne geçmek için yürürlüğe alınmıştır. Gerek şirketler gerekse de gerçek kişilerin hukuki ve cezai yönden ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalmamaları adına lisanssız yazılım kullanılmaması ve işyerlerinde de gerekli önlemlerin alınması her geçen gün daha da artan bir önem arz etmektedir.

Lisanssız yazılım kullanımıyla mücadele hususunda daha detaylı bilgi için avukatlık büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Av. Kaya Kayaoğlu