GİRİŞ

2020 yılı itibariyle tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 ve aynı aileden mutasyona uğrayan virüsler WHO tarafından pandemi olarak sınıflandırılmış olup, bu virüslerin bulaşıcılığının yüksek düzeylerde olması ve devletlerin pandemiyle mücadele kapsamında vatandaşların iş ve sosyal hayatlarını ve kısıtlayıcı önlemler alması, ilaç ve aşı geliştirilmesi süreçlerinin sıradan vatandaşlarca da sıkı bir şekilde takip edilmesi sonucunu doğurmuştur. Ancak gerek medya gerekse de internet ortamında bu süreçlerle ilgili birçok yanlış haberler ortaya atılmakta olup, insanlar yanlış yönlendirilebilmektedir.

TÜRKİYE’DE İLAÇ SEKTÖRÜ

İlaç sektörü, beşerî ve veteriner hekimlikte tedavi edici, koruyucu ve tanı amaçlı olarak kullanılan sentetik, bitkisel, hayvansal ve biyolojik kaynaklı kimyasal maddeleri farmasötik teknolojiye uygun olarak üreterek tedaviye sunan bir sanayi dalıdır.

Türkiye’de ilaç sektörü; Türkiye sanayii için yıldan yıla büyümeyi sürdüren ve özellikle ar-ge yatırımları bakımından da büyük paya bir branştır. Türkiye’de ilaç sektörü; İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS)’nın 2020 yılındaki raporlamaları uyarınca bir önceki yıla göre daha da büyüyerek 2019 yılında yaklaşık 40,7 milyar TL’lik satış hacmine ulaşmıştır. Kutu bazında değerlendirildiğinde, Türkiye ilaç pazarında yaklaşık 2,37 milyar kutudan fazla ilaç satışı gerçekleşmiştir. Bu verilerle Türkiye ilaç pazarı, 2019 yılı itibariyle dünyanın 17’nci büyük pazarı konumundadır.

Hukuki açıdan incelendiğinde de ilaçların ruhsatlandırılması doğrudan Sağlık Bakanlığı (Bakanlık)’na bağlı olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (Kurum)’nun denetimine alınmıştır. Kurum, görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak dahil olmakla birlikte geniş bir yetki alanına sahiptir. Bu kapsamda ilaçların ruhsatlandırılma süreci 19.01.2005 tarihli Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği (Yönetmelik) uyarınca gerçekleştirmektedir.

İLAÇLARIN GELİŞTİRİLME SÜRECİ

Bir ilacın geliştirilme süreci temel olarak; keşif ve araştırma, klinik öncesi çalışmalar, klinik çalışmalar ve tedavi onayı olmak üzere dört ana aşamadan oluşmaktadır.

Keşif ve ilaç geliştirme safhasında, geliştirilmesi düşünülen ilacın kullanılabileceği hastalıklar/bulgular ile ilgili yeterli bilgi edinilmesi gerekli olup, bu çalışmaların büyük çoğunluğu akademik kuruluşlarca yapılmaktadır. Hastalığın etyolojisi ve patogenezine yönelik olarak yapılan araştırmalar hastalığa karşı ne şekilde bir önlem alınacağı yönünde stratejik planlama yapılmasına yardımcı olacaktır. Söz konusu ilacın geliştirilmesinin hastalığın nedeninin elimine edilmesi, hastalık nedeni ile bozulan fizyolojik fonksiyonların yerine konulması, hastalık sebebiyle ortaya çıkacak olası komplikasyonların önlenmesi veya hastalığın semptomlarının azaltılması hususlarından hangisine uygun olacağına da bu aşamada karar verilmektedir.

Klinik öncesi faz, potansiyel ilacın (keşif ve araştırma döneminde seçilen kimyasal bileşiklerin) insanlar üzerinde denenmeden önce etkinlik ve güvenirliliğinin test edildiği aşamadır. Bu faz aynı zamanda hayvanlar üzerinde yapılan biyolojik testleri de kapsamaktadır. Bu testlerde olası ilacın farmakolojik özellikleri (farmakodinamik ve farmakokinetik) araştırılır. Klinik öncesi fazda aynı zamanda potansiyel ilacın üretimiyle ilgili de araştırmalar yapılmaktadır. Yeni üretim metotları, ambalajlama ve formülasyonla ilgili geliştirilmesi gereken hususlar da bu fazda inceleme konusu olacaktır.

Klinik öncesi fazın tamamlanması ve ilgili kurumlara yapılan başvuruların reddedilmemesi halinde kendi içinde dört ayrı aşamadan oluşan klinik faza geçilir. Genelde sağlıklı gönüllüler ile yapılan Faz-1, ilaçla ilgili güvenlilik verilerinin toplanması, doz aralığının saptanması, tolerans ve farmakokinetik özelliklerin saptanmasını amaçlamakta olup, 1-1.5 yıl arası bir sürede tamamlanmaktadır. Faz-2’de ise 100-300 gönüllü hasta ile ilacın etkinliği, yan etkileri ve doz-cevap oranlarına yönelik araştırmalar yapılır ve bu faz da 2 yıl civarında bir sürede tamamlanır. Bu fazın temel amacı ilacın güvenirliğini temin etmektir. Faz-3’te ise yan etki ve etkinlik profili daha geniş bir kitlede araştırılmaya başlanır ve yaklaşık 3-4 sene boyunca dünya çapında değişik ülkelerde yer alan 1000-3000 gönüllü hasta üzerinde ilaç denenerek yeterli veri toplanır.

Faz-3’te yeterli verinin toplanmasının ardından ise artık bu ilaç için ilgili kuruluşlara ruhsat başvurusu yapılabilecektir. Amerika Birleşik Devletleri’nde Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA)’e yapılacak bu başvuru için de Türkiye’de Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na başvuru yapılması gerekmektedir. İlacın ruhsatlanmasının ardından ise piyasaya sürülmesi mümkün olacaktır.

Son olarak Faz-4 ise ilaç piyasaya sürüldükten sonraki takip sürecini içermektedir. Bu faz yıllarca ve binlerce gönüllü denek ile sürebilmektedir; zira ilaçların klinik çalışmalar aşmasında görülmeyen etkileri bu fazda ortaya çıkabilmektedir.

Sonuç olarak yeni bir ilacın geliştirilmesi ve patentinin alınıp ruhsatlandırılarak piyasaya sürülmesi süreci yukarıda yer alan aşamaları ihtiva eden, 12-15 sene süren ve yaklaşık 800 milyon Amerikan Doları maliyetli bir süreçtir.

İLAÇLARIN TÜRKİYE’DE RUHSATLANDIRMA SÜRECİ

İlaçların Türkiye’deki ruhsatlandırma süreci incelenecek olursa, ruhsat başvurusu süreci Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen yetkili kişi ve kurumların, 8. maddede belirtilen belgeler ve raporlar ile Kurum’a başvurması ile başlar. Başvuru dosyasının Kuruma ulaşmasından itibaren 30 (otuz) gün içinde gerekli değerlendirme yapılarak durum başvuru sahibine bildirilir. Başvurunun eksik bulunması halinde başvuru sahibi eksikliklerini 30 (otuz) gün içinde tamamlaması istenir. Bu başvuruda Kurum’a sunulan tüm belgelerin gizliliği Kurum tarafından esas tutulur ve bu gizlilik Kurum tarafından korunur.

Yukarıda belirtilen başvuru şekli 8. maddede belirtilen normal başvuru yöntemi olup; Yönetmeliğin 9. maddesinde sayılan hallerin sağlanıyor olması halinde başvurucular kısaltılmış başvuru yöntemi ile toksikolojik ve farmakolojik testlerin ve klinik araştırmaların sonuçlarını sunmadan da ruhsat başvurusunda bulunabilirler.

Başvurunun eksiksiz olarak tamamlanmasının ardından ruhsat başvurusu Kurum tarafından incelemeye alınarak olağanüstü haller ve başvuru sahibinden talep edilen hususların tamamlanması ayrık olmak üzere; başvurular başvuru kabul tarihinden itibaren 210 gün içerisinde sonuçlandırılır. Bir ilaca ruhsat verilirken ürünün; öngörülen kullanım şartlarındaki etkinliğinin ve güvenilirliğin kanıtlanmış olması, uygun teknik ve farmasötik özelliklere sahip olması kriterlerinin hepsini yerine getirip getirmediği değerlendirilir. Ancak Kurum, kamu sağlığının gerekli kıldığı durumlarda, farmakoekonomik verileri dikkate alarak yukarıda sayılan kriterlerden bir kısmının uygulanmasından vazgeçebilir.

Sonuç olarak başvuru sahibi tarafından Kuruma sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda, yönetmelikte öngörülen kriterlere uygun olduğu tespit edilen ilaçlar için ruhsat düzenlenir ve başvuru sahibi bilgilendirilir ve ruhsat verilen ürünlerin isimleri, ruhsat sahibinin adı soyadı ve ruhsat numarası ile birlikte Resmi Gazete’de ilan edilerek duyurulur.

Ruhsatlar ruhsat tarihini takip eden ilk 5 (beş) yılın sona ermesinden en az 3 (üç) ay öncesinde, gerekli farmakovijilans verileri ile ruhsatın verildiği tarihten itibaren tüm değişiklikleri kapsayacak biçimde kalite, güvenilirlik ve etkinliğine ilişkin bilgileri Kurum’a sunar.

RUHSAT SAHİBİNİN RUHSAT ALINMASINDAN SONRAKİ SORUMLULUĞU

Ruhsat sahibinin sorumluluğu ilgili ruhsatın alınması ile de sona ermemektedir. Ruhsat sahipleri aynı zamanda ilaçların belirlenen spesifikasyonlar uyarınca üretilmesi, güvenli kullanımının, ürünün piyasada bulunabilirliğinin ve en önemlisi halk güvenliğinin sağlanması hususlarında yönetmeliğin 24. maddesinde belirtilen hususlar uyarınca Bakanlığa karşı sorumluluğu devam etmektedir.

Ruhsat sahiplerinin süreç sonrası sorumluluğu gerek dünyada gerekse de Türkiye’de ciddi bir şekilde ilgili devlet kurumlarınca takip edilmektedir. Bu hususta Türkiye’de 2019 yılında ilaçların usulsüz olarak dağıtımını ve satışını gerçekleştiren kişi ve kurumlara toplamda 6 milyon 350 bin Türk lirası idari para cezası kesilmiştir. Yine bir örnek olarak 2013 yılında Johnson & Johnson (J&J) ve alt kuruluşları; Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) düzenlemelerine uygun olmayan ürünleri sebebiyle uzlaşma bedelleriyle birlikte toplamda 2.2 milyar USD ceza ödemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan süreçler ışığında; geliştirilmesi çeşitli fazlar ve testlere yayılarak uzun yıllar alan ilaçların ruhsatlandırılma süreçleri; gerekse de ilgili ruhsatlandırılan ilaçların kamu sağlığı üzerindeki etkisi sıkı bir biçimde Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ve tüm dünyada devletlerin ilgili kurumlarınca denetlenmekte ve takip edilmekte ve ciddi ve titiz bir denetime tabi tutulmaktadır. Bir ilacın geliştirilmesini takip eden süreçte sadece ruhsatlandırılması dahi Türkiye’de bir yıla yakın bir sürecin tamamlanması ile gerçekleştirilebilmektedir. Bu süre salgın gibi olağanüstü hal durumlarında kısalabilse dahi; Kurum ilgili denetimlerini ciddi şekilde devam ettirmektedir.

Bu kapsamda özellikle internet ortamında ve medyada ortaya çıkan COVID-19 pandemisi ve benzer salgınlarla ilgili olarak toplumu yanıltıcı haberler kitleleri yanlış yönlendirmektedir. Zira bir ilacın kısa sürede geliştirilmesi ihtimalinde dahi klinik deneylerin, ar-ge ve ruhsatlandırma süreçlerinin tamamlanması için uzun süreler gerekmektedir. Bu kapsamda 2020 yılı itibariyle etkisini tüm dünyada sürdüren COVID-19 pandemisine karşı etkili aşı ve ilaçların en erken 2021 bahar aylarında piyasaya sürülebileceği Dünya Sağlık Örgütü’nce ön görülmektedir. Buna ek olarak bir ilacın ruhsatlandırılma sürecinden sonra da ruhsat sahibinin sorumluluğunun devam ettiği göz önüne alındığında ilaç firmaları sadece kısa vadede hastalığı tedavi eden değil; uzun vadede de kullanan kişinin vücudun da tahribat bırakmayacak ve yan etki göstermeyecek ürünler geliştirmek için çalışmaktadırlar.

Av. Kaya KAYAOĞLU